ÜRÜN

ADET

FİYAT

TOPLAM FİYAT

Siparişi Tamamla

ÜRÜN

FİYAT

Saflığı ve duruluğu yansıtan mücevherler Atelye79'da mücevher tutkunları ile buluşuyor. Yeryüzünün derinliklerinden çıkıp zamana meydan okuyan elmas, tarih boyunca ışıltısıyla göz kamaştırmıştır. Yüzyıllardır insanoğlunun en büyük tutkularından biri olan elmas sahibi gibi eşsizdir. Ona sahip olanın ışığını yansıtır.
ELMAS

Elmas kıymetli taşların içinde en eski ve en yaşlı olanıdır. Pek çok kimse, elmas ve pırlantanın farklı iki taş olduğunu zanneder, oysa ikisi de aynı taştır, yalnızca kesim şekilleri farklıdır.

Pırlantanın kesilmemiş ve ham hali olan elmasın yaşı, tarihi, simgeselliği ve göz kamaştırıcı parlaklığı onu mücevherlerin en değerlisi ve anlamlısı haline getirmiştir.

Elmas, doğal madene verilen isimdir. Bu doğal maden, eski adıyla "gül kesim", yeni adıyla “elmas kesim” formunda kesildiğinde elde edilen taşa da “elmas” denir. Doğal elmas madeni, kesim yüzeyi daha fazla ve alt kısmı kubbe gibi olan özel bir formda kesildiğinde ise daha ışıltılı olan “pırlanta”ya dönüşür. Yani pırlanta, elmas madeninin kesilerek özel şekil verilmiş halidir. Taşa, kesimi ve şekline göre elmas ya da pırlanta adı verilir.

Elmasın kesim yüzeyi daha az ve alt kısmı düzdür. Elmas pırlantadan daha değerli olarak bilinse de, gerçek bunun tersidir.

Elmas yüzyıllar boyunca insanoğlunun ilgisini çekmiştir. Ender ve güzel olmasının yanı sıra, sihirli olduğuna da inanılırdı. Hiçbir alet elması kesemez, en sıcak ateş bile üzerinde en ufak bir iz bırakamazdı. Bu yüzden birçok insan elmasın doğaüstü yeteneklere sahip olduğuna inandı.

Yunanlılar için Tanrıların gözyaşlarıydı. Romalılara göre yıldızlardan kopan parçalardı. Hintliler de elmasa hastalık, hırsızlık ve kötülükleri uzakta tutan bir şans tılsımı olarak bakıyordu. Başka kültürlerde bu taşların iyileştirme ve bilgelik güçlerine sahip olduğuna inanılırdı.

Elmasın etrafında dönen efsaneler ve sihir onu çok istenen bir taş haline getirdi. Eski krallar savaşlarda elmas takarlardı; kraliçeler ve cariyeler güç ve ihtiras simgesi olarak elmasa sahip olmak isterlerdi. 13.yüzyılda Fransa Kralı IX. Louis asil olmayanların pırlanta mücevher takmasını yasakladı ve onları sadece kraliyet ailesi üyelerinin takabileceğini buyurdu.

Bu görkemli çekicilik günümüzde de devam etmektedir. Hiçbir mücevher, duyguları ve yaşamın önemli anılarını bir pırlanta kadar mükemmel yakalayamaz ve simgeleyemez.

Elmasla İlgili Bazı Gerçekler

Her elmas çok ama çok yaşlıdır. Dinozorlar gibi tarih öncesi canlılar dahi var olmadan önceki dönemlerde oluşmuştur. En genç elmas 900 milyon yaşında, en yaşlısı da 3.2 milyar yaşındadır.

  • Elmas insanoğlunun tanıdığı en sert doğal maddedir.
  • Elmas, milattan önceki yıllarda ilk Hindistan'da bulunmuştur.
  • Bir elması sadece başka bir elmas kesebilir.
  • Her elmas eşsizdir; hiçbir elmas bir diğerinin aynısı değildir.
  • Kesme ve cilalama sırasında her taş ortalama olarak orijinal ağırlığının yarısından fazlasını kaybetmektedir.
  • Mücevher haline getirilen pırlantaların %5'inden azı bir karattan daha büyüktür.
  • Elmas her renkte olabilir. En nadir bulunanı ise kırmızıdır.
  • Dünyanın mücevher kalitesinde en büyük elması olan Cullinan 1905 yılında Güney Afrika'da bulundu. Kesilmeden önce 3.106 karat ağırlığındaydı (yaklaşık bir devekuşu yumurtası büyüklüğünde).
  • Elmas müzayedelerinde karat başına ödenen en yüksek fiyat, morumsu kırmızı renkte, 0.95 karat ağırlığında bir elmas için 1 milyon dolar olmuştur.
  • Elmas'ın İngilizcesi olan “diamond” kelimesi Yunanca'da “fethedilemez” anlamına gelen “adamas”tan türetilmiştir.
  • “Karat” kelimesi, eski çağlarda kıymetli taşları tartmak için ağırlık ölçüsü olarak kullanılan “carob” (keçiboynuzu) tohumundan gelmektedir.
  • Aşk ve bağlılığın simgesi olarak pırlanta yüzük hediye etme geleneği, 15. yüzyılda Avusturya Arşidükü Maximillian'ın, nişanı sırasında Burgonya düşesi Mary'e elmas bir yüzük hediye etmesiyle başlamıştır.
  • Sol elin dördüncü parmağına yüzük takma geleneği ise, Eski Mısırlıların “vena amoris”in (aşk damarı) bu parmaktan doğrudan kalbe ulaştığına olan inançlarından gelmektedir.

Ham elmas doğada bulunduğu haliyle bir çakıltaşını andırır ve yalnızca bir sanatçının sabrı, hayal gücü ve hünerli elleri onu bir pırlantaya dönüştürür. Pırlantanın güzelliği, ışığı kırma ve yansıtma oranlarına bağlıdır. Öylesine bir kesim olmalıdır ki bu; taştan yansıyan ışık direkt olarak göze gelmeli, taşa giren ışık yine taşın yüzeyinde yansımalıdır. İşte ancak böylesi mükemmel bir kesim, taşın, alev alev yanan pırlanta olarak yeniden hayat bulmasının sağlar.

Her elmas eşsizdir ve hiçbiri birbirinin aynı değildir. Doğanın yarattığı bu eşsiz mucizeye sahip olmak bir ayrıcalıktır. Her zaman zevkinize, bütçenize ve özelliği olan güne uygun bir pırlanta bulabilirsiniz. Harcadığınız rakam ne olursa olsun, aldığınız pırlanta yaşamınızın en derin duygusal yatırımlarından birini temsil edecektir. Pırlantanız nesilden nesile aktarılacak ve ona yalnızca maddi değeri için değil manevi anlamı için de değer verilecektir.

MÜCEVHERLERİNİZİN BAKIMI VE KORUNMASI

ALTIN BAKIMI:

Altın değerli olduğu kadar hassas bir madendir. Bu sebeple altın takılarınızı kullanırken dikkat etmeniz gereken çeşitli hususlar vardır:

  • Günlük ev işleriniz yaptığınız sırada altın takılarınızı deterjan ve temizlik maddeleriyle temas etmemesi için çıkarınız.
  • Tuz ve klorlu sulara temastan kaçınınız (havuz, deniz).
  • Altın takılarınızı darbe ve sürtünmelerden koruyunuz.
  • Mücevherlerinizi kullanmadığınız zamanlarda yumuşak bir bez veya muhafaza kutusunda bulundurunuz.

Ayrıca altın takılarınızı ılık suda sabun ve amonyakla kendi evinizde bakımını yapabilirsiniz.

PIRLANTA BAKIMI:

Mücevherinizin bir ömür boyu kullanılmasını sağlamak için, dikkat ve itina ile bakılması ve korunması gerekir.

Amonyak Banyosu : Bir birim amonyak ve altı birim ılık sudan oluşan bir solüsyon hazırlayınız. Fırçalayınız.

Deterjan Banyosu : Herhangi bir yumuşak ev tipi sıvı deterjan kullanarak bir küçük kaba ılık köpük hazırlayınız. Klor ihtiva eden herhangi bir temizleyici madde kullanmadığınızdan emin olunuz. Sabun köpüğü oluşturuncaya kadar, fırçalayınız. Mücevherinizi,bir süzgeç üzerine koyarak ılık su ile durulayınız.

Soğuk Su Banyosu : Bir birim çok yumuşak bulaşık deterjanı ve dört birim soğuk sudan oluşan bir solüsyon hazırlayınız. Yarım saat mücevheri bu solüsyonda bekletiniz. Daha sonra çıkarıp fırçalayınız. Parçaları yeniden solüsyondan geçiriniz. Yukarıda belirtilen solüsyonlardan herhangi birini hazırlayınız. Yumuşak ve metalik olmayan bir fırça ile mücevherinizin yuva, tırnaklar ve sivri uçlar etrafındaki kirini yumuşak dokunuşlarla temizleyiniz. Kağıt havlu ile kurulayınız.

Koruma : Kaba işlerle uğraşırken mücevherinizi kullanmayınız ya da takmayınız. Mücevherlerinizi güçlü klorlu çamaşır suyu ile temas etmesine izin vermeyiniz. Bu, mücevherinize zarar vermez ama metal renginin matlaşmasına ya da bozulmasına neden olur.
Mücevherlerinizi karışık bir şekilde bir mücevher kutusuna koymayınız. Birbirlerini çizmeleri mümkündür. Mücevherlerinizi kağıt mendile sararak küçük bir plastik torbada ya da kese içinde saklayınız. İnci, zümrüt gibi değerli taşların canlılığını kaybetmemesi için hava alması ve ten teması gerektiğinden uzun süreli kapalı bırakmayınız.

KUYUMCULUK TERİMLERİ

MIHLAMA ÇEŞİTLERİ

Tırnaklı Mıhlama

Taşın tırnaklar üzerinde açılan çentiklere oturtulup sıkıştırılarak tırnaklar arasında sabitlenmesidir. Bu mıhlama şeklinde tırnak sayısı taşın şekline ve modele bağlı olarak değişmektedir. En sık kullanılan mıhlama tekniğidir.

Germe Mıhlama

Montürün gerilme mukavemetinden faydalanılarak taşın montürün açık iki ucu arasında sıkıştırılarak sabitleme yöntemidir. Taş bu gerilim kuvveti dışında herhangi bir başka etkiye maruz kalmaz.

Kanal Mıhlama

Taşların ilerleyebileceği bir yol açılmak suretiyle taşlar itilerek arka arkaya dizilir daha çok tam tur ya da yarım tur alyanslarda yada tek taşların yan taşlarındaki mıhlamalarda kullanılır. Kanal mıhlamanın sıralı alyanslarda sık olarak kullanıldığı görülür.

Sıvama Mıhlama ( Bezel)

Taşın oturabileceği bir yuva açıldıktan sonra taş bu yuvaya yerleştirilir. Yuvaya yerleştirilen taşın üzerine maden sıvanarak taş sıkıştırılır. Bu mıhlama şeklinde taşın kemerine ve külahına en yüksek korumayı sağlar.

Pave Mıhlama

Geniş alanların taşlanmasında sıkça kullanılan bir yöntemdir. Daha çok küçük boy taşlarla, yüzeyin tamamının pırlanta ya da değerli taşlarla döşenmesidir. Taşlar arasında metal gözükmeyecek şekilde uygulanmaktadır.
Taşlar yüzeyle aynı seviyededir.

BİR MÜCEVHERİN HİKAYESİ

Bir mücevherin hikâyesi tasarımcının hayal gücü ile başlar. Tasarımcı tasarlayacağı ürünü güncel trendler, yeni akımlar veya hayal gücünün yardımıyla ortaya çıkarır. İstenilen model deneyimli kadro yardımı ile şekil olarak ortaya çıkarıldıktan sonra atölye yöneticisinin yönlendirmesi ile kullanılacak değerli metalin teknik detayları ve oluşturulma aşamaları tartışılır. Dizaynın kaliteli ve uzun ömürlü bir yapıya sahip olması da burada alınan kararı belirleyen ana faktördür. Dizayn bölümü tarafından ortaya çıkarılan modeller tamamıyla insan ürünü olduğu için çeşitli detaylara sahiptir. Bu yüzden işlenmesi düşünülen bir modelin de çizimi alınabilir. Buradaki avantaj; istendiğinde mevcut olan bir modele başka bir özellik verilir ya da modelin hoşa gitmeyen yanları, gerçeği yapılmadan ortadan kaldırılabilir. İlk taslaklar ortaya çıktıktan sonra önce bir deneme üretimi yapılır ve gerekli düzenlemelerden sonra ürün artık seri üretime hazırdır.

İlk olarak mücevherin kalıbı yapılır. "KALIP ALMA" metodu iki farklı tarzda üretime hizmet verir. Birinci tarz, hazırda var olan bir dizaynın seri üretim ile üretilmesini sağlamak için ya da daha önceden yapılmış bir modelin aynısını yapmak için kullanılan. İkinci tarz ise, hazırda var olmayan bir modeli ortaya çıkarmak için ana formunu oluşturacak şeklin kalıptan elde edilmesi yolu ile üretime geçilen metodudur. Mum kauçuktan yapılan bu kalıpların daha sonra alçı kalıpları oluşturulur. Bu kalıplara altın dökümü yapılarak mücevherin altından ham hali ortaya çıkar.

Üretim kısmında dökümden bu ürünlerdeki döküm artıkları temizlenir. Birden fazla parçadan oluşan mücevherlerin bu parçaları üretim aşamasında bir araya getirilir. Artık ürün sade dediğimiz taşlanmamış ham altın hali ile şekillenmiştir. Ürün özel bir karışımla yıkanarak ön yaldızı yapılmış olur. Ürün üzerinde gerekli düzenlemeler ve değişiklikler yapıldıktan sonra ürünün sade hali ile ilk cilası yapılır. Ön cilalama dediğimiz bu işlemden sonra ürün bir kez daha yıkanır ve en ince detaylarına kadar temizlenmiş olur.

Artık ürünümüz eşsiz bir mücevhere dönüşmeye hazırdır. Ürünün ölçülerine uygun olan pırlanta ve diğer değerli taşlar konusunun uzmanı taş dizim ekibi tarafından belirlenir. Birden fazla taş takılacak olan ürünlerdeki taşların ebat, renk ve berraklık değerlerin aynı olması gerekmektedir. Üstün bir tecrübe gerektiren bu işlem üretimdeki en kritik safhalardan birisidir. Üzerlerine monte edilecek taşları belirlenen ürünler mıhlama adı verilen işlem için mıhlama departmanına gönderilir. MIHLAMA, kuyumculuğun en önemli sanat dallarından biridir. Mıhlama, yerleştirmek, çakmak, anlamına gelir. Değerli taşları, altın ve gümüş gibi madeni eşyalarda oluşturulan boşluklara yerleştirme işine de mıhlama sanatı denir. Bu departmanda sade altın ürün üzerine pırlanta monte edilerek, mücevher bir bütün halinde ortaya çıkar.

Mücevherimiz bir kez daha cila ve yıkama işleminden geçerek tüm bu işlemlerden oluşan pürüzler giderilir. Kulağa kolay gelen bir iş olsa da, en zor bölümlerden biri CİLALAMA bölümüdür çünkü modelin ana formunun bitirilmesinden sonra en son görüntüsünün verileceği yerdir.

Ortaya çıkarılmış olan performansı gözler önüne seren, göze hitap etmesini sağlayan, modele farklı bir bakış açısı saylayan ve madeni gösteren sanattır. Maddelerin yüzeyine mikroskopla bakıldığında yüzeyde düzenli çizgiler görülür. İşte maddeye renkten sonra netliğini veren bu çizgilerdir. Bir modelin cilası 3 aşamadan oluşur.

Yüzeysel cila, modelin yüzeyindeki pürüzleri neredeyse sıfıra indiren, yüzeydeki mikroskobik çizgilerin yönünü çeşitli sertlikteki fırçalar yardımıyla aynı paralele getirir. Bu çizgilerin yönlerinde değişme olduğu takdirde modelin görüntüsünde bozukluk olacaktır. Bu yüzden çizgilerin yönünü doğru olarak cilalamak önemlidir.

Yüzeysel cilası biten modelin temizlenme aşaması başlar. Temizleme aşaması, içinde amonyak solüsyonu bulunan ultra-sonik yıkama cihazında gerçekleşir. Bu cihaz modelin derin yerlerinde kalan toz ve kir parçacıklarını çıkarır. Ultra-sonik temizleme cihazından çıkan model durulanmak üzere saf suya batırılır ve buhar makinesinde buhara tutularak kuruması sağlanır.

Son aşama olan RODAJ, kaplama gerektiren beyaz altın ve platin modeller için kullanılır. Çeşitli çözeltiler yardımıyla model, platin ile elektroliz edilerek daha parlak ve pürüzsüz bir görüntü sağlar. Bu aşamada yapılabilecek seçenekler bir hayli fazladır; modele antik görünümü kazandırma, koyu renge sahip bir modelin rengini daha açık hale getirme, altın renginin dışında makul renkler verme gibi. Rodaj işlemi ile ürün dış etkenlerin zararlarını minimuma indirecek şekilde kaplanır ve işlem biter.

MIHLAMA VE MIHLAMA ŞEKİLLERİ

SIVAMA MIHLAMA

Taşın şekline göre önce çerçeve yapılır.Örneğin kapüşon bir taşla çalışılsın.Taşın kalınlığı ve genişliği baz alınmalıdır.Bazen taşa yuva açılır bazen de taşa çerçeve yapılır.
Sonuç olarak her iki şekilde de taşın çevresi maden ile sıvanır.

Yandaki çizimlerde taş kalınlıklarına dikkat edilirse taş yüksekliklerinin farklı olduğu görülür. Taş ebatları hesaplandıktan sonra uygun çerçeveler hazırlanır.

Daha sonra yuvası hazırlanan taş yuvasına taş oturtulur.Bu işlem yapılmadan önce çerçeve yüksekliği ayarlanmalıdır.

Modelde taşın oturması için kesim şekline göre yuvarlak, kare, üçgen, yuvalar açılmıştır.Bu yuvalara taş oturtulur ve çevresi çalışılan madenle sıvanır.Daha sonra sıvama artıkları zımpara ile alınır ve model cilaya gönderilir.

Tipik sıvama yüzük çalışması örneği...
Önce yuva açılır ve yuvaya taşın ana formu verilir.Daha sonra taşın oturacağı kısma keskin çentik bant açılır ve taşın bant içine oturması sağlanır.

Bant içine oturtulduktan sonra taşın üzeri madenle sıvanır ve üzerindeki çapaklar zımparayla alınır. Model son olarak cilaya gönderilir.

TIRNAK MIHLAMA

Tırnak mıhlama en eski ve vazgeçilmez mıhlama tarzlarından biridir.Farklı yapılarda tırnak mıhlama çeşitleri mevcuttur.Aşağıda gösterildiği gibi her tırnak tarzına özel bir bant tarzı olmalıdır.Tırnak mıhlamanın en önemli özelliklerinden biri, taşın şekli ne olursa olsun, uygun tarzda tırnak mıhlama çalışılabilmesidir.

Tırnaklar model zeminine dik olarak oturtulması sayesinde taşın yuvaya düz olarak yerleşmesi ve sabitlenmesi sağlanır. Tırnak arası açılar birbirine eşit olarak ayarlandıktan sonra taş tırnaklara oturtulur ve üstleri taş köşesini saracak şekilde taş zeminine yaslanır.

En önemli unsurlardan birisi, taşın sabitlendiği tırnakların, taşı baskısız fakat sıkı olarak kavramasıdır. Taş tırnaklara iyice oturtulduktan sonra tırnaklar yüzeye paralel kavramaya sahip olur.

Modelin kullanılması sırasında tırnakların kişiyi rahatsız etmemesi için mıhlama işlemi sonuna doğru tırnak uçları zımparalanarak çapaklardan temizlendikten sonra cilaya gönderilir.

GÜVERSE MIHLAMA

Güverse mıhlamada, zemin üzerinde oluşturulmuş kısa tırnaklar yardımıyla, taş önceden hazırlanmış yuvalara oturtulur ve tırnaklarla kapatılır. Genelde çok küçük ve bol taşla çalışılarak modele olabildiği kadar ışıltı verir.Oldukça sabır isteyen bir işçilik gerekir.

Yandaki resimlerde görüldüğü gibi taşlar yuvalara oturduktan sonra zemine kısa tırnaklarla sabitlenir.

Aşağıdaki fotoğraflarda tipik güverse mıhlama örneği görülmektedir.Bu örneğe bakılarak bu mıhlama tarzının çalışılması zor bir tarz olduğu anlaşılabilir. Güverse tekniğinin en önemli işçilik belirtisi mıhlama yüzeyinin parmakla kontrol edildiğinde, parmağı rahatsız edecek bir pürüze rastlanmamasıdır.

KANAL MIHLAMA

Genellikle köşeli taşlarla çalışılan ve zemine gömülmüş rahat kullanıma olanak veren mıhlama çeşididir. En yaygın örnekler alyanslarda ve fantezi tarz yüzüklerde karşımıza çıkar.Taşlar bir kanal içine düzenli bir şekilde oturtulur ve yan teğet noktaları, taşlar kanaldan çıkamayacak şekilde madenle sıvanır.

Freze ile taşın oturacağı çentik açılır. Kanal boyunca açılan hat düz değilse kanala oturan taşlar da düz oturamayacak, taşlar şekilsiz durur.Açılan hattın düz olması en önemli unsurlardan biridir.

Sol çizimde; kanal içindeki taşların alttan ve üstten görüntüleri.. Sağ çizimde; taşlar yuvaya oturtulduktan sonra kanal çerçevelerinin oluşturulması..

Oval taşlar biraz daha farklı bir metotla kanala oturtulur.Kanalın içine açılan çentiklere taşın kanala teğet gelen köşeleri oturtulur.Yüksek tutulan kanal çerçevesi ile bağlantısı kesilir. Bu sayede oval taşlar güvenli bir şekilde kanal içinde kalırlar.

Bu çizimde; kanal mıhlamanın kanal içindeki pozisyonlarında doğru ve yanlış noktalar incelenmektedir. Taş köşesinin kanal sınırına oturduğu noktalardaki çentik açıları net olarak verilemezse taş kanal içinde hareket edebilen hatta sallanabilen bir yapıya sahip olacaktır.

INVISIBLE

İngilizce'de "invisible" terimi görünmez anlamını taşır.Bu tabire göre de taşlar birbirine dayandırılarak dış çerçeveleri madenle sıvanır, dolayısı ile taş çevresinde dıştaki taşlar hariç, iç taşlarda maden görünmez.. Genellikle baget ve prenses kesim taşlarla çalışılır.

Invisible başlı başına ayrı bir mıhlama tarzı olduğu için daha farklı yapılarda ekipmanlara ve taşlara ihtiyaç vardır. Diğer mıhlama tarzlarını çalışabilecek bir mıhlama ustası bulunabildiği halde invisible tarz çalışan bir usta bulmak oldukça güçtür.Yandaki resimde görüldüğü gibi, taşı oturtulduğu yuvalardan ve yanında destek aldığı taşlardan başka hiçbir şey dengede tutamaz. Mıhlamanın en güzel işçilik örneklerinden biridir.Kanal mıhlama ile karıştırılmamalıdır çünkü kanal mıhlamada taşlar tek ve çift sıra çalışılabilir. Fakat invisible mıhlamada en az 2 sıra taş vardır.Invisible mıhlamaya sahip yüzüklerin büyüme ve küçültme işleminde mutlaka bir ustanın fikri alınarak karar verilmelidir.

İNCİ VE BENZER ŞEKİLDEKİ TAŞLAR İÇİN MIHLAMA

İnci ve benzeri tarzdaki oval yada boncuk şeklindeki taşları mıhlamak için farklı bir metot kullanılır.Soldaki çizimde görüldüğü gibi inci daha önceden hazırlanmış yuvaya oturtulurken yuvaya mıhlanmış bir saplama ile yerine sabitlenir.Saplamalar iki çeşittir;

Birincisi çentiklidir ve yumuşak taşlar için kullanılır.İkincisi ise burguludur ve sert taşlarda kullanılır.Bu sayede her iki çeşit taşın mıhlamadan kısa bir süre sonra düşmesi engellenir.

Daha sonra inci orta hizasına kadar delinir ve saplamanın oturacağı yuva hazırlanır. Saplamayı kullanırken incinin pürüzüne göre altına güvenlik bandı eklenebilir.İncinin içine açılan kanalda boşluk olamamalıdır.

İncinin içine açılan kanal ile saplama uzunluğu aynı olmak durumundadır. Bu sayede incinin montürde oynamaması sağlanmış olur. Sağ çizimde görüldüğü gibi; inci tamamen delinerek incinin dışına taşan saplamaya yakut ya da başka bir taş mıhlayarak ta çalışılabilir.